Arşiv

Kadın Parfümleri | For Her

Merhaba,

Kendimi unutturmakta üstüme yok biliyorum. Arada bir bırakılan yorumların admin denetim mailleri gelmese açıp bakmayacağım burayı. Yoğun ve çok yorucu iş hayatından bakamıyorum buralara. Gönül isterki hergün olmasa bile haftada bir yazayım. Ama işte.. Hazır açmışken yeni bir parfüm haberi vereyim istedim. Daha ABD piyasalarına dahi düşmemiş ve oldukça merak ettiğim, bir marka olarak “komple” (!) sevdiğim Calvin Klein’in yeni parfümü Downtown haberi vermek istedim.

Yazılmış bültenlere göre 25-35 yaş arası kadın kullanıcıları hedef alan odunsu ve çiçeksi bir koku imiş Downtown. Ben adını da, yalın ve ışıltılı şişesini de, parfümün yüzü olan Rooney Mara’yı da bir arada sevdim.

Bergamot, portakal çiçeği esansı, sulu erik, armut, pembe biber, menekşe yaprağı, gardenya, sedir ağacı, vetiver, tütsü ve kadife miskten oluşan parfüm bence dinamik olduğu kadar oturaklı hatun kokusu olacak. Yada günümüz sıfatlarından kullanacaksak “cool” diyelim. Bekleyelim, görelim.

Görsel

Görsel

Parfümler hakkında yazmayı, konuşmayı, düşünmeyi çok seviyorum. Fakat böylesine bir güzelliği yaşayacak bir hayat standardı oluşturamadım hâlâ… 3 gün önce Tuğba (DuruButik) bir parfüm önerisi istedi benden. İş yoğunluğundan cevap veremedim ve başka şeylerde araya girince bari adam akıllı bir yazı yazayım dedim. Gerçi öyle aman aman uzun bir yazı olacak değil ama kayıt altında kalacak bir tavsiye olacak. Belki ilginizi çeker :)

Tuğba ile doğru parfümü bulma konusunda çıkış noktamız Dior’un o pek şirin şipre kokusu Miss Dior‘du. Fakat bu parfüm Tuğba’ya ilk sıkışta hoş, sonrasında ise ağır gelmiş. Miss Dior’un bir çok flanker’ı mevcut. Ayrıca bunlar da içinde edP ve edT olarak ayrılmakta. Hangisini denediğini bilemediğimizden ağır olmayan, ama çok hafif de kalmayan şiprenin canlılığından kapmış ve aynı zamanda soft kalmayı becerebilen parfümler üzerinde düşünmeye başladım. Türkiye’de her büyük parfümeriden ulaşabileceğimiz parfümleri bi yarım dakika düşündüğümde aklıma gelen parfümlerden elediklerim yukarıdaki kolajdakiler. Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi, hep pembe :) Siyah şişeye, yani Narciso Rodriguez’e aldanmayın, siyah olduğu kadar uçuş uçuş, net, yumuşacık bir kokudur ve Tuğba’ya önereceğim kokular arasında sağlam bir yerde olmayı hak ediyor.

Elie Saab’dan başlayacak olursak çiçeksi ama dip notalarındaki odunsu havasıyla yumuşak bir koku. Portakal çiçeğinin ardından parfümün merkezindeki yasemini dip notadaki sedir ve bal dengeliyor. Ayrıca paçulinin kattığı derinlik ise parfümü “hafif, hoş” bir parfümden öteye taşıyor. Mis gibi kokayım, ama belli bir yumuşaklığı da olsun, ayrıca rahatsız da etmesin diyorsanız Elie Saab’ın Le Parfum‘ü iyi bir tercih olacaktır.

Hemen onun yanında arzı endam eden parfüm ise bana çok sevdiğim bir insanı hatırlatan parfüm Beyond Paradise. Canım yengem bu parfümle özdeşleşti, hani benim parfüm merakımı tetikleyen o parfümü bana almış olan insan. Çok yoğun çiçek kokularını bazen sevemem. Ama bunu seviyorum zira Estée Lauder ne yapmış etmiş bileşenlerin sırasını ve dozunu iyi ayarlamış da insanı bunaltmayan bir çiçek yoğunluğu oluşmuş. Bunda canlı çiçeklerin üst nota, tatlı çiçeklerin orta nota, odunsu kokuların da dip notada olmasının payı büyük. Aklınızda bulunsun, çiçekli kokuların dip notasında odunsu tonlar kullanılırsa kokladığınızda “hoş bir çiçek kokusu ama bayıyor enerjisinden..” demiyorsunuz çünkü odunsu notalar dediğimiz bileşenler, kokuyu soft ve aynı zamanda derin kılıyor.

Forever and Ever Dior! Dior hayranı tüm hatun kişilerin adına bile tav olacağı bir parfüm. Adıyla kalmıyor emin olun. Şişenin ışıltısı ve asilliği yanındaki klasik havası ve yumuşacık kokusuyla vazgeçilmeyecek bir parfüm. Burda da çiçekler hakim. Ama üsttekiler haricinde frezya var mesela koklar koklamaz burna gelen. Orta notalarda Dior’un gül deyince illaki seçtiği Bulgar gülü.. Dip notalardaki vaniyla, misk ve hindistan cevizi ise yumuşak çiçekleri genç ve ışıltılı bir tonda almamızı sağlayan yegane bileşenler.

İşte Tuğba ile çıkış noktamızı oluşturan koku Miss Dior. Şipre ailesinden olan bu parfüm ormansı notalarında capcanlı bir parfüm. Çiçek ve orman notalarını barındırsa da canlılığı ve enerjisi her kadında veya kadının her anıyla uyumlu olmayabilir. Hareketli bir gün gündelik hayata sahip kadınların uyumla taşıyabileceği bir parfüm olmasına rağmen, bir tık daha hafifi olan bu linkteki Eau de Toilette versiyonunu tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Kalıcılığına ise diyecek yok, ayrıca dip not olsun.

Ve siyah şişesiyle kalbimi çalan pembe koku Narciso Rodriguez for Her de sıra.. Koku sıkıldığı yerde kalan, bir yere kımıldamayan ama koklayanı da kendine mıhlayan, bir daha bir daha koklatan garip ve müthiş bir koku. Şurada daha detaylı anlatmışım zamanında, buyrun..

Son olarak yıllaaar yıllaar evvel bir dergi eşantiyonu olarak denediğim şişesine bakmaya doyamadığım, dokunmaya kıyamadığım şirin mi şirin rüya gibi bir koku Dreaming. Sevdiğimiz bir marka olan Tommy Hilfiger’in sevilen bu kokusu yukarıda anlattıklarım gibi AYNEN :) pembe, soft, çiçeklerle başlayan odunsu ve dumanlı notalarla bitip bizi kalbimizden vuran bir parfüm. Tercih edilmeli, şans verilmeli..

Altı adet parfümden hep aynı cümlelerle bahsettim. Zira bu parfümlerin hepsi mis gibi ve soft kokarken, koklayanı bunaltmayacak bir enerjiye de sahip kokuları kullanmak isteyenlerin tercih etmesi gereken kokulardan. Listeyi oldukça fazla uzatabilirdim fakat bu da tercihi zorlaştırmaktan başka işe yaramaz kanımca.. Eğer siz de bahsettiğim düsturda bir parfüm arayışında iseniz, bu altı kokuya şans verin. Bir günde en fazla 2-3 tanesini temiz teninizde deneyerek yahut kaliteli koku kartlarında bir birine karıştırmamaya özen göstererek ve parfüm aralarında kahve koklayarak içlerinden birini seçin ve o kokunun yeni sahibi olun :)

Tuğba’cım umarım bir fikir verir sana… Bunların içinden yada başka hangi kokuyu alırsan tercihini bilmek isterim ve fikrini :)

Sevgiler.

Uzun aradan dolayı özürlerimi kabul edin.

Gündüz kullanmaya uygun parfümler, gece kullanıma uygun parfümler, sporda kullanılacaklar, romantik ortamlara gidenler vs vs.. Denizi hatırlatanlar, ormanı hatırlatanlar, çocukluğumuzu, lüksü hatırlatanlar.. Parfümlerle ilgili detaylar bunlar ve niceleri..

Oyunu ilk kim başlattı bilmiyorum ama Bond No.9‘u hatırlıyorum. New York’a ait mekanları parfümlerine isim olarak veren marka.. Brooklyn, Central Park, Chinatown, Fashion Avenue, New Haarlem gibi parfümleri var markanın. Sonra duyduğum ise Honore des Pres parfümlerinin I Love NY adıyla çıkardığı üç adet parfüm. Bir diğeri de yaklaşık 3-4 ay önce haberdar olduğum parfüm serisi olan The Scent of Departure koleksiyonu. Bu koleksiyonda ise dünyanın en gözde şehirlerine ait kokular var. İstanbul, Milano, Paris gibi.. Evet, bu parfümlerden hep haberdar idim ve yazmaya üşendim, kızın bana :)

Ama bu yazıya konu olan United Scent of America adıyla çıkan 5 adet parfümden haberdar olduğum bu sabah itibariyle “Kızım bırak üşengeçliği, yaz hemen!” dedim ve yazıyorum.

Samantha ve Sasha isimli iki kızcağızın el birliği ile meydana gelmiş parfümler bunlar. Neyden mi bahsediyorum? Florida, California, New York, New Jersey ve Texas parfümlerinden bahsediyorum. Parfümlerini çıkardıkları sırada yaptıkları bir basın açıklamasında şöyle demişler;

“Herkeste, bir yerden gelen bir aidiyet duygusu vardır ve bu duygu bir yerde eve çağırır. United Scents of America,  Amerika Birleşik Devletleri’nde tek tek nostalji uyandırmak içindir.”

(doğru çevirdiğimi umuyorum :) )

Öncelikle belirtelim, her şişe 1.7 oz. (50 ml.) ve kadına özel yada erkeğe özel kokular değil, hepsi unisex koku. Amerikalı’nın nostalji niyetiyle tüketeceği parfümleri Amerika’lı olmayanlar neden tüketsin demeyin. Gittiniz Texas’a, dönerken hediye alacaksınız. Silah getirmeniz aşırı kabul edilebilir, ne yapacaksınız? Texas isimli parfümü alacaksınız misal :) Ya da New York’dan dönüşte parfümlere meraklı bir arkadaşınıza (özellikle sizden bir hatıra-hediye bekliyorsa) üzerinde I Love NY yazan bir kupadan daha farklı bir hediye olabilir New York isimli parfüm, bence.

Kısa kısa anlatalım bu 5 şehrin parfümlerinin kokusu neye benziyormuş.

CALIFORNIA

Taze hindistan cevizi, vanilya çekirdeği, okaliptüs ve bronzlaştırıcı losyon gibi koktuğunu söylüyorlar. California güneşinden ilhamla böyle bir koku yaptıklarını düşünüyorum. Vanilya ile yumuşak bir parfüm havası sağlamış olabilirler. Diğer bileşenlerle ise sıcak, taze ve temiz bir hava estirmişler.

FLORIDA

Alt notalarında sandal ağacı, beyaz misk, turunçgil ve portakal çiçeği yağı olan parfümün kalp notasında yasemin, menekşe, gül ve kavun var. Üst notayı süsleyenler ise taze ozon, florida portakalı ve greyfurdu, okyanus esintisi. Tüm taze ve fresh bileşenlerin arasına en alt notaya serpiştirilmiş miskle birlikte hafif bir derinlik ve sandal ağacı ile de unisex hava katıldığını düşünüyorum.

NEW JERSEY

New Jersey denince aklıma How I Met Your Mother dizisinde her fırsatta yerilen, dalga geçilen bir şehir geliyor :) Yanılmıyorsam House MD dizisi de New Jersey’de geçiyordu. Parfümün alt notasında vanilya, paçuli, şeftali var. Orta kalp notayı pamuk şekeri, karamel ve hindistan cevizine ayırmışlar ve sıkı durun üst notada taze tereyağlı patlamış mısır var :) Parfüm içeriğinde şeftali dışındaki tüm bileşenler ağır, kalıcı, vurucu, sıcak parfümlerin vazgeçilmezleri. New Jersey’de hepsini birleştirmişler ve şişe içinde görülen koyu renkli parfümün hikmeti de bu. Aklınızda bulunsun bir parfüm bu denli koyu renkli ise illaki biraz ağır, sıcak ve kalıcı bir kokudur.

NEW YORK

İşte benim şehrime geldik.. Üst notalarında elma, kavun, menekşe, limon kabuğu rendesi, siklamen ve gül ağacı kokuları var. Yani bu demektir ki bir fıs New York; ilk önce meyveler ve çiçekler geçidi demek. Enerji, tazelik, heyacan karmaşası. Yani güzel bir karmaşa :) Fakat aynen New York gibi kalbinde yaseminin kadınsılığını, zambağın farklılığını ve fesleğenin unutulmazlığını saklayan bu parfümü ben nasıl merak etmeyeyim dostlar?? Evet kalp notaları bunlardı parfümün. Şaşırtıcı şekilde alt notaları da fazla sakin tutmuşlar. Kivi ve şeftali var alt notalarda.

TEXAS

Kırmızı yakut, kırmızı sedir, beyaz misk, sedir yaprağı ve amberin birleşimden Texas yapmışlar bu kızlar. Amber hariç diğer tüm bileşenler erkek kokusu bileşenleri. Unisex bir koku da olsa tahminime göre en erkeksi koku budur aralarında.

Evet efendim, Türkiye’de satışına rastlayacağımızı ummadığım parfümler bunlar. Online satışları şurdaki ve burdaki adresten var. Türkiye’ye gönderimleri var mıdır bilmem.. Varsa bile pek güzide gümrük kanunumuz sayesinde ülkeye posta yoluyla bu parfümleri sokamayız. İllaki istiyorsanız ya Amerika’ya gitmiş bir tanıdığınıza şu linkteki mağazalardan birinden aldıracaksınız veya yurt dışında yaşayan bir tanıdığınızın adresine şurdaki online mağazadan sipariş verdirip o tanıdığınızın Türkiye’ye gelmesini bekleyeceksiniz. Fiyatları 58 dolarmış.

Her ay düzenli yapmıyorum bunu farkındayım, biraz mevsimsel kalıyor onun da farkındayım :) Karın, soğuğun en üst seviyede yaşandığı bu aylarda giyildiğinde kadın cinsine çok yakışacak birkaç parfümü göstermek istedim size. Kolajdaki 3 parfümü daha önceden kullandım. Tekrar da kullanırım (sıra gelirse) :)

  1. Dior – Dune ; 2-3 kış boyunca anca bitirebildiğim sıcak, biraz baharatlı, odunsu kokularla beraber çiçek notaları da alacağınız zamanla pudralı bir kokuya dönüşen kesinlikle kış ve çoğunlukla akşam/gece kokusu.
  2. YSL – Babydoll ; Floral, biraz güllü, meyveli, tatlı mı tatlı bir parfüm. Tatlı parfümlerle aram iyi değildir ama bunu yumuşatan floral notalar sayesinde dönüp dönüp kullanacağım bir parfüm olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 3 yıl önce kullanmıştım, kokusu cennete benzetilir dip not olsun.
  3. Dior – Hypnotic Poison ; Sonbahar/kış kokusudur. Gece kullanıma uygun olsa da yakışana, bu zor parfümü hakkını vererek giyene gündüz bile gider. Başdöndürücü, çılgın bir parfüm.
  4. Jean Paul Gaultier – Classique ; Birçok flanker’ı çıkan bu parfümün 1993’de çıkan ilk kokusu. Aslında çiçeksi ve yumuşak notalar alsakta bunu klasik tabirle ağır bir koku yapan amber, vaniyla ve misk. Sonbahar ve kış parfümü olsa da nadiren ilkbaharda kullanımı da  mümkün olabiliyor keyfe göre.
  5. Armani – Code ; Çiçek ve narenciye kokuları bir araya geldiğinde serin ve sevimli karakterde bir parfüm bekliyor insan ama Code’u güçlü ve çekici bir parfüme dönüştüren bir bal ve eser miktarda vanilya unsuru var. Bu sayede tam bir sonbahar-kış kokusu. Geceye daha uygun.
  6. Prada – Candy ; Kendisinden şurada bahsettiğim ve bu blogta tıklanma ve google’dan gelen misafirler bazında en çok aranan ve tıklanan parfüm olmakta Kokorico ile yarışan Candy, adı ile müsemma bir parfüm. Yazın kullanmaya tahammül edilemez olduğu kadar soğuk kış günlerini ısıtacak kadar da karamelize bir koku.
  7. Carolina Herrera – 212 Sexy ; Severek ve sevdirerek kullandığım canım kokularımdandır bu :) Çiçek kokularının başlardaki pembe biber ve sonlardaki misk ve vanilya ile bileşimiyle kalıcı, dozunda sıcak ve yumuşak bir havaya sokulduğu, zihinlere kendini kazıtacak bir parfüm. Oradaki 212 blog sahibinin New York sevdasına da pek bi iyi geliyor ayrıca :) Kış ve sonbahar kokusu olsa da duruma ve kullananın teninin kabulüne göre yazın dâhi gider.
  8. Cerruti 1881 ;  Bol flanker’a sahip bir başka parfüm daha. Bu klasik olanı ve tek denediğim. Pudralı, çiçeksi ve odunsu ama çok da kalıcı bir parfüm isteyenler denemeli.
  9. Burberry – London ;  Burberry’nin deneyip de çok sevdiğim tek parfümü. Beyaz çiçekler ve gülün dansına eşlik eden misk ve eşsiz paçulinin çekiciliği bu, bir başyapıt! Alıp kullanmayı çok isteyip de bunu bir türlü gerçekleştiremediğim sanki o birlikteliğin daha zamanının gelmediğinin bir şekilde işaretini aldığım parfüm.
  10. Cacharel – Amor Amor ; Hani derler ya “bir ben yokum!” diye, Amor Amor da böyle bir koku. İçinde yok yok. Çeşit çeşit narenciye ile başlayıp bir çiçek geçidiyle devam eden ve son notolarında, bir parfümü baskın bir kış kokusu haline getirecek ne kadar bileşen varsa içeren romantik birşey bu!

Uzun zaman oldu dimi? :) Neyse… Affettireceğim kendimi, kızmayın. Lafı uzatmıyorum. Başlıktan görüldüğü gibi bahsedeceğim parfüm Glow.

Glow, parfümü olan ünlüler listesinde başı çeken Jennifer Lopez’in ilk parfümü. Kendisi parfüm hikayesinde bu kokunun kendisinin imzasının olduğunu söylüyor. Aklınıza neler geliyor bilemiyorum ama beklentilere kapılmadan siz, ben hemen parfümün ultra saf, temiz, duru, sabunumsu, mis gibi bir şey olduğunu söyleyeyim. Koku bu kadar tertemiz bir koku iken anlık olarak çekici bir hava da oluşturabiliyor. Zaten parfüm tanıtımında fresh-sexy-clean ibaresi de bu yüzden koyulmuş…

Lopez’in bu ilk bebeği tazeliğini pembe greyfurt, portakal çiçeği, neroliden alırken; çekiciliğini gül, sandal ağacı, yumuşak amberden; temizliğini ise yasemin, vanilya ve miskten almış. Bunlar bir araya gelmiş ve şu aralar Türkiye’deki parfümerilerde de sık sık indirime giriveren, kalıcı, kolay kolay yok olmayan, özellikle gündüz kullanılabilecek, her mevsime yakışsa da bahar ve yaz mevsiminin parfümü olduğunu düşündüğüm Glow doğmuuuşşş :)

Ağır parfümlerden hoşlanmayan hatun kişilerin tercih edeceği bir kokudur. Bu da 2012 yılının ilk parfüm yazısıdır efendim. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.

Vazgeçemeyeceğim Chance‘den sonra bu tarz birkaç sıradışı parfüme rastlamıştım. Bunların sonuncusundan bahsedeceğim size şimdi. Tom Ford’un son bebeklerinden olan Violet Blonde.

Bu koleksiyonun Black Orchid ve White Patchouli’den sonra geleni Violet Blonde; son derece feminen, tamamen Avrupalı, pahalı kokan, şık ve üst düzey bir sofistike koku. Tom Ford yapar da çekici olmaz mı dediğinizi duyar gibiyim, aynen öyle.

Üst notalar; menekşe yaprağı, yeşil limon, İtalyan mandalinası, pembe biber

Orta notalar; iris, yasemin, süsen kökü

Alt notalar; vetiver, misk, benzoin, suet, Virginia sediri

Uzun uzun anlatabilirim size her notasını zira ben hepsini dozajında kaynaşmış olarak alabildim. Bu yüzden yine tembel hatun moduyla özet geçmek istiyorum. Menekşe yaprağının sıradışı kokusuyla limonun tazeliği ve mandalina dengelenmiş ve çok sevdiğim pembe biber kokusu orta notalarla bağı sağlamış. Kadınsı parfümlerin olmazsa olmazı iris ve yasemindir. Violet Blonde’nin kalbine de bunları yerleştirmişler. En son derinliği arttırmak için abartılmaksızın koyulan miske çok sevdiğim sedir (ki erkek parfümlerinde de çok sık kullanılır) vetiver ve bileşiminde olduğu her parfümü illaki farklı kılan benzoin yarenlik etmiş.

Çiğli Kipa içindeki Boyner Beauté’de bana bu güzeli denememi tavsiye eden ismini sormayı unuttuğum ve ömrü hayatımda gördüğüm en rahat, en sıcak kanlı, en kendinden emin ve müşteriyi kesinlikle sıkmayan parfümeri çalışanı beyfendiye buradan selamımı gönderiyorum öncelikle. “Violet Blonde burada biz çalışanların yeni gözdesi.” diye başladı cümlesine. Deneme kartına sıktı ve kokladığımda hoş ama fazlaca ağır gelen parfümün azıcık dinlenmesi gerektiğini ikimizde biliyorduk. Bu süreçte parfümler üzerine biraz sohbet ettik. Normal şartlarda kendilerini kaf dağında sanan parfümeri çalışanları sizinle parfümler üzerine sohbet etmezler, sizin birşey bilmediğinizi sanırlar ve sizi yalnızca bir mal satın alacak, bir mal satılması gereken varlık olarak görürler. Azıcık internet karıştırsalar durumun böyle olmadığını görecekler halbuki. Karttaki koku kendine geldiğinde denedim ve vuruldum! Parlak ve bir o kadar narin ve keskin bir feminenlik… Yaşımı nasıl tahmin etti bilemiyorum ama “Birkaç yıl sonra bu tam size göre bir parfüm olacaktır..” dedi. Sanırım 30’ları kastetti ki haklıydı :) 25 yaş altının kullanmaması gereken, kullansa abes kaçabilecek bir kadınsılığı olan parfüm kafanızda anne parfümü olarak canlanırsa üzülürüm. Öyle değil çünkü.

Tom Ford’un imzası haline gelen özel şişesi.

Yaz aylarında kullanımının yanlış olacağını düşündüğüm Violet Blonde bu kışımın parfümü olacak. Son 1 aydır ne parfüm alsam diye düşündüm çok, araştırdım, kokladım, burnumda hal kalmadı :) Evet, Leyla 2011 sonbaharı 2012 kışının adını Violet Blonde verdi bile..

Ayrıca bu nazik parfümeri çalışanıyla yaptığımız sohbet sonucu Tom Ford’un şurada bahsettiğim özel parfümlerinin İstanbul Kanyon’da Harvey Nichols’da satıldığını öğrendim. Beyfendinin yüzündeki eminlik ifadesi %80 civarıydı. İstanbul’da yaşayanlar merak ederse gitsin baksın, bana da haber etsin :)

Parfümün satışta olan 30, 50 ve 100 ml. şişeleri mevcut. Yurt dışı fiyatları ile Türkiye fiyatları arasında yükselen dolarla neredeyse bir fark kalmadığını söylemek ister, bir nebze içinize su serpmek isterim.

Ufak bir hatırlatma daha, Violet Blonde içinde bir kuple romantizm de içerir.

Bir yaygaralar efendim sormayın gitsin… Burberry markasını severim, parfümlerini de severim. Ama bu parfüme böyle bir dehşetengiz heyecan yüklemeyi anlamamıştım. Ta ki, reklam yüzü bayan şişkin dudak Rosie Huntington-Whiteley olduğunu görene kadar. Kızımızı Victoria’s Secret’in genç serisi olan Pink’ten hatırlamamla birlikte diğer mankenlerin doğal duruşunun yanında bu hatunun ısrarla büzüştürdüğü kalın dudaklarına ayrı bir uyuz olurdum. Kızım dudakların zaten dolgun, güzel. Ne kastırırsın be kafasız, senden önceki ablalarını örnek alsan da ardından gelen ergen yetmelerine facebook profil fotoğraflarına en zevzekçe dudak büzüştürmeli fotolar koymalarına örnek olmasan. Neyse iş işten geçti, bu kız örnek olacağı kadar oldu, üstüne bir de Body’nin yüzü de oldu. Fırça faslından sonra parfüme geçelim.

1 Eylül’de tüm dünyada satışa sunulan Burberry’nin yeni parfümü; Body. Kampanyayı yürüten kreatif direktör Christopher Bailey, parfümün burnu ise Michel Almairac.

Üst notalar; frezya, şeftali, pelin otu

Orta notalar; gül, iris

Alt notalar; vanilya, amber, sandal ağacı, misk

Gittim ve parfümü denedim. Uzun zamandır denediğim en (amiyane tabirle) tırt parfümdü diyebilirim. Bu muydu haftalardır yere göğe sığdıramadığınız parfümünüz diye haykırmak istedim Burberry’ye. Meyve-şipre kokularını sevmeme rağmen meyve-şipre diye yansıtılmış bir kokudan çok miskle derinleşmiş yok olmuş tam bir fiyasko ile karşılaştım. Öyle anlatıldığı gibi ne bir serinlik, ne bir tazelik alamadım. Hani nerede o iris, şeftali. Peki ya vanilya? Bir parfümde bunlar olduğunda mutlaka sevmişimdir onu. Almışımdır tek tek kokularını. Ama Body’de bu söz konusu olmadı. Orta notaya boşuna iliştirilmiş, her zerresine yazık edilmiş bir gül var mesela. Gül içeren kokuları sevmeme rağmen burada alamadım o kokuyu. 1 saat sonra yerinde yeller esen Body’den kalan bir boğukluktu sadece.

Bu kadar heyecana değmezdi Burberry, bak sana diyorum. “Şimdiye kadar ürettiğimiz en çekici koku!” derken elli defa düşünmeliydiniz.

%d blogcu bunu beğendi: