Arşiv

Christian Dior

Görsel

Parfümler hakkında yazmayı, konuşmayı, düşünmeyi çok seviyorum. Fakat böylesine bir güzelliği yaşayacak bir hayat standardı oluşturamadım hâlâ… 3 gün önce Tuğba (DuruButik) bir parfüm önerisi istedi benden. İş yoğunluğundan cevap veremedim ve başka şeylerde araya girince bari adam akıllı bir yazı yazayım dedim. Gerçi öyle aman aman uzun bir yazı olacak değil ama kayıt altında kalacak bir tavsiye olacak. Belki ilginizi çeker :)

Tuğba ile doğru parfümü bulma konusunda çıkış noktamız Dior’un o pek şirin şipre kokusu Miss Dior‘du. Fakat bu parfüm Tuğba’ya ilk sıkışta hoş, sonrasında ise ağır gelmiş. Miss Dior’un bir çok flanker’ı mevcut. Ayrıca bunlar da içinde edP ve edT olarak ayrılmakta. Hangisini denediğini bilemediğimizden ağır olmayan, ama çok hafif de kalmayan şiprenin canlılığından kapmış ve aynı zamanda soft kalmayı becerebilen parfümler üzerinde düşünmeye başladım. Türkiye’de her büyük parfümeriden ulaşabileceğimiz parfümleri bi yarım dakika düşündüğümde aklıma gelen parfümlerden elediklerim yukarıdaki kolajdakiler. Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi, hep pembe :) Siyah şişeye, yani Narciso Rodriguez’e aldanmayın, siyah olduğu kadar uçuş uçuş, net, yumuşacık bir kokudur ve Tuğba’ya önereceğim kokular arasında sağlam bir yerde olmayı hak ediyor.

Elie Saab’dan başlayacak olursak çiçeksi ama dip notalarındaki odunsu havasıyla yumuşak bir koku. Portakal çiçeğinin ardından parfümün merkezindeki yasemini dip notadaki sedir ve bal dengeliyor. Ayrıca paçulinin kattığı derinlik ise parfümü “hafif, hoş” bir parfümden öteye taşıyor. Mis gibi kokayım, ama belli bir yumuşaklığı da olsun, ayrıca rahatsız da etmesin diyorsanız Elie Saab’ın Le Parfum‘ü iyi bir tercih olacaktır.

Hemen onun yanında arzı endam eden parfüm ise bana çok sevdiğim bir insanı hatırlatan parfüm Beyond Paradise. Canım yengem bu parfümle özdeşleşti, hani benim parfüm merakımı tetikleyen o parfümü bana almış olan insan. Çok yoğun çiçek kokularını bazen sevemem. Ama bunu seviyorum zira Estée Lauder ne yapmış etmiş bileşenlerin sırasını ve dozunu iyi ayarlamış da insanı bunaltmayan bir çiçek yoğunluğu oluşmuş. Bunda canlı çiçeklerin üst nota, tatlı çiçeklerin orta nota, odunsu kokuların da dip notada olmasının payı büyük. Aklınızda bulunsun, çiçekli kokuların dip notasında odunsu tonlar kullanılırsa kokladığınızda “hoş bir çiçek kokusu ama bayıyor enerjisinden..” demiyorsunuz çünkü odunsu notalar dediğimiz bileşenler, kokuyu soft ve aynı zamanda derin kılıyor.

Forever and Ever Dior! Dior hayranı tüm hatun kişilerin adına bile tav olacağı bir parfüm. Adıyla kalmıyor emin olun. Şişenin ışıltısı ve asilliği yanındaki klasik havası ve yumuşacık kokusuyla vazgeçilmeyecek bir parfüm. Burda da çiçekler hakim. Ama üsttekiler haricinde frezya var mesela koklar koklamaz burna gelen. Orta notalarda Dior’un gül deyince illaki seçtiği Bulgar gülü.. Dip notalardaki vaniyla, misk ve hindistan cevizi ise yumuşak çiçekleri genç ve ışıltılı bir tonda almamızı sağlayan yegane bileşenler.

İşte Tuğba ile çıkış noktamızı oluşturan koku Miss Dior. Şipre ailesinden olan bu parfüm ormansı notalarında capcanlı bir parfüm. Çiçek ve orman notalarını barındırsa da canlılığı ve enerjisi her kadında veya kadının her anıyla uyumlu olmayabilir. Hareketli bir gün gündelik hayata sahip kadınların uyumla taşıyabileceği bir parfüm olmasına rağmen, bir tık daha hafifi olan bu linkteki Eau de Toilette versiyonunu tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Kalıcılığına ise diyecek yok, ayrıca dip not olsun.

Ve siyah şişesiyle kalbimi çalan pembe koku Narciso Rodriguez for Her de sıra.. Koku sıkıldığı yerde kalan, bir yere kımıldamayan ama koklayanı da kendine mıhlayan, bir daha bir daha koklatan garip ve müthiş bir koku. Şurada daha detaylı anlatmışım zamanında, buyrun..

Son olarak yıllaaar yıllaar evvel bir dergi eşantiyonu olarak denediğim şişesine bakmaya doyamadığım, dokunmaya kıyamadığım şirin mi şirin rüya gibi bir koku Dreaming. Sevdiğimiz bir marka olan Tommy Hilfiger’in sevilen bu kokusu yukarıda anlattıklarım gibi AYNEN :) pembe, soft, çiçeklerle başlayan odunsu ve dumanlı notalarla bitip bizi kalbimizden vuran bir parfüm. Tercih edilmeli, şans verilmeli..

Altı adet parfümden hep aynı cümlelerle bahsettim. Zira bu parfümlerin hepsi mis gibi ve soft kokarken, koklayanı bunaltmayacak bir enerjiye de sahip kokuları kullanmak isteyenlerin tercih etmesi gereken kokulardan. Listeyi oldukça fazla uzatabilirdim fakat bu da tercihi zorlaştırmaktan başka işe yaramaz kanımca.. Eğer siz de bahsettiğim düsturda bir parfüm arayışında iseniz, bu altı kokuya şans verin. Bir günde en fazla 2-3 tanesini temiz teninizde deneyerek yahut kaliteli koku kartlarında bir birine karıştırmamaya özen göstererek ve parfüm aralarında kahve koklayarak içlerinden birini seçin ve o kokunun yeni sahibi olun :)

Tuğba’cım umarım bir fikir verir sana… Bunların içinden yada başka hangi kokuyu alırsan tercihini bilmek isterim ve fikrini :)

Sevgiler.

Reklamlar

İşten güçten vakit bulamıyorum şu aralar burada yazamıyorum haliyle… Aksi gibi eylül ayı yeni parfüm lansmanlarının sağanak halinde yağdığı bir aydır… Neyse geç de olsa paylaşacağım yavaş yavaş artık. Şimdi de bir vakitsizlik söz konusu ama birkaç parfümden bahsedip (en kısa şekilde) müsade isteyeceğim.

Birinci olarak Calvin Klein’in merakla beklenen ve aylar önce reklamını görüp de biraz +18 bulduğumdan (1-2 saniyelik görüntüsünü) yayınlamadığım Shock. Kült parfümler arasında yerini bir hayli sağlamlaştırmış unisex koku olan CK – One’ın flanker’ı Shock’un kadın kokusu bana sonsuz derece vasat geldi. Erkekler için olan siyah şişeyi denemedim daha. Denediğimde yazarım. Özetle; beş para etmez.

İkinci koku Diesel’in şişesine vurulduğum yeni kadın kokusu Loverdose. Kısadan geçtiğim için basit ifadeler kullanıyor olabilirim, affedin. Bunun için de iyi, güzel, alınabilir, dozunda bir koku diyebilirim. Kış ayları için hazırlandığını düşündüğüm koku baskın ve kesinlikle kalıcı. Bana bu hususta Dior’un Hypnotic Poison’ını hatırlatsa da Loverdose bi Hypnotic Poison değil  :)

Hypnotic Poison demişken kokusu haftalarca yok olmayan, parfümü giyenin geçtiği ortamdan saatlerce silinmeyen tam bir kadın tam bir Fransız olan kokunun yeni reklamı çıkmış, onu da paylaşayım sizinle…

Son olarak Neiman Marcus’da gördüğüm ve melül melül baktığım limited edition bir şişeden bahsedeceğim size. Çoğunlukla lüks ve L.E. şişeleriyle ünlü Lalique’in kristalden kapak ve şişesi olan Le Crystal isimli bu parfümü 1500 dolar. Ya öyle işte… Tam seyirlik…

Geçen haftadan beri 4 Eylül’ü bekledik durduk biz Dior severler, parfüm severler. Çünkü modanın devi olduğu kadar parfüm modasının da devlerinden olan Dior’un, en çok tercih edilen parfümü J’adore hatrına yeni bir reklam, yeni bir kampanya ve lansman çalışması yapılacaktı. Türkiye saatiyle 22:00 civarında dün gece J’adore aşağıya da eklediğim yeni reklamı yayınladı. Önceki 2 teaser’dan anladığımız kadarıyla reklamın podyumda geçeceği belliydi. Ne yaparlar ki gerçekten J’adore a yaraşır bir reklam olurdu diye düşündüm durdum. Ama inanın (e haliyle..) aklıma reklamdaki asıl olayın kuliste geçeceği gelmemişti. Reklamı izlerken müthiş kadın Charlize Theron’a geçmişten gelen Grace Kelly, Marlane Dietrich ve Marilyn Monroe eşlik ediyor! İtiraf etmeliyim Marlane Dietrich’in kim olduğunu çıkarana kadar az düşünmedim. Greta Garbo mu Gloria Swanson mu diye sevgili Tuğba’ya (Duru Butik) sordum. Marlane Dietrich olabilir deyince o meşhur şapkalı-smokinli fotoğrafı hatırladım ve tamamen emin oldum :)

J’adore hakkında daha önce şurada yazdığım yazıyı hatırlatmak isterim. J’adore denince şöyle bir duracaksınız! Şişelerinin, koku detaylarının geçmişi, geleceği, detayları çok ince ve çok özel. Bununla ilgili bir yazı daha yazacağım ama önce reklamı izleyelim isterseniz.

Directed by Jean-Jacques Annaud
Starring, Charlize Theron
Music : Heavy cross by Gossip (dinlemek için klik :) )

Bugün 4 Eylül. Şurada haberini verdiğim yeni Dior reklamı gelecek. Sanırım akşama doğru yahut yarın falan Dior’un sitesinde görebiliriz. Ondan önce reklam yıldızı Charlize Theron’un kısadan görüntüsünü alalım bakalım ne demiş konuyla ilgili?…

Christian Dior parfümlerinin en çok satanı J’adore‘un 4 Eylül’de çıkacak yeni kampanyasını duydum, duyurayım istedim. Bu kampanyada yine Charlize Theron var. Kampanya filmini çekecek yönetmen ise Enemy at the Gates, Seven Years in Tibet, L’amant, L’ours gibi filmleriyle hatırlayacağımız Jean-Jacques Annaud imiş. Aşağıdaki videoda tahmin yürütebilir miyiz meçhul olan bir 4 Eylül’ü bekleyin videosu mevcut.

Eylül ayı her şeyiyle mükemmel bir ay. Yeni parfümlerin lansmanlarının yapıldığı, ne yazıkki çıktıktan 1 yıl sonra Türkiye’ye uğrayan parfümlerin Türkiye’ye uğramaya başladığı ay falan işte…

Uzun zamandır yazmayı istediğim bir parfüm J’adore yani Aşk Türkçe karşılığı. Ama hakkında bildiğim ne varsa anlatmak istediğimden ve bu biraz uzun süreceğinden ertelemek zorunda kaldım. Yazı size diğer parfüm yazılarından biraz uzun gelebilir. Bilmelisinizki tüm yazı bir bütündür. Tasarımcısının sözlerinden, parfüm şişesine, reklam filmindeki repliklere kadar..

charlize_theron_jadore_dior

Dior evinden çıkıp da sadece kadınları değil erkekleri de memnun etmeyen ne var, ben bilemiyorum. Aslına bakarsanız bunun cevabının “Öyle birşeyin varlığından söz edilemez.” olduğunu bile bile de söylüyorum bunu.

Dior evinde kendini bulmuş, kendini göstermiş olan John Galliano, Christian Dior’un da manevi oğlu olarak seçtiği bir modacı olarak tarihte yerini almıştır. Dior’a renk getiren bu sıradışı İngiliz modacı gerçek bir dahi olarak kabul edilir. Dahiliğin içine geçmiş bazı kavramlar elbette Galliano için de söylenir. Asi, çılgın, alaycı bir anarşist.. Galliano’nun hayatına ve yaptığı işlere baktığımızda bunlardan parçalar görmek mümkün. Şu an kendi markası da olan Galliano, Dior evinde de kreatif direktörlük yapmaktadır.

John_Galliano_Christian_Dior

John Galliano – Christian Dior

Fransa’da yaşamaya başladığı ve Fransızca’yı öğrendiği ilk dönem Dior’un enerjisi ve canlılığını en iyi anlatan, bu moda evine olan hislerini en iyi şekilde ifade eden kelimenin “J’adore” (aşk) olduğunu söyleyen Galliano, kadının bir buket çiçek olduğunu anlattıkları bu parfüme, niye bu ismi verdiklerini de anlatıyor gibi…

Dior evinin sahibi Christian Dior, parfüm işine de el atmasının sebebini açıklarken enteresan bir ifade kullanıyor. Bir parfüm şişesini açtığında tüm elbiselerinin hayata geldiğini görüyor ve her kadında bunun izinin kalmasını istiyormuş. Yani bir nevi Dior parfümlerini kullanan her kadın Christian’a göre bir Dior elbisesi giymiş sayılıyor. En azından o, bunu hayal ediyor diyebiliriz.

J’adore şişesine baktığımızda kadın vücudunun kıvrımlarını görmek mümkün. Dior’un hali hazırda şıklığına houte couture bir cübbe giydiren John Galliano altın, kristal ve saf şıklığı sunuyor.

jadore_dress_

Parfümün boynunu sarmış gibi görünen altın sarmallar için Galliano “Maasai kadınlarının kolyesi” diyor ama benim bildiğim belli bir yaştan sonra kadınların boynuna takılan ve üstünlük temsil eden bu halkalar Tibet’te yaşayan bir etnik azınlık olan Kayan kabilesi kadınlarına ait. Merak eden Maasai ve Kayan kadınlarını netten araştırıp bana hak verecektir.. Galliano, bi yanlışın var :)

Her neyse.. Konu Galliano’nun hata yaptığı değil elbette. Konu herşeyiyle kadınsı bir parfüm. Şişesi, parlaklığı, kokusu…

1999 yılında François Demachy tarafından yapılan bu parfüm onun deyimiyle bir buket çiçek. Kendisi diyor ki; “Kadından sonra yaratılmış en ilahi şey çiçeklerdir.” Bu adam tam bir Fransız! :)

Francis_Demachy

John Galliano ve Christian Dior’un ruhunu, sofistike ve orjinal tasarımlı şisesinde barındıran J’adore’un notalarına gelince;

Üst nota; ylang ylang

Orta nota; Şam gülü

Alt nota; yasemin

notes_jadore

Yukarıda yazdığım notalar parfüm notalarında en baskın olanlar. Bunlar dışında manolya, sarmaşık, Afrika orkidesi, böğürtlen miski ve Şam eriği de parfümde yerini alır.

Komor adalarında yetiştirilen ylang ylang çiçeklerinin özleri parfümcü tarafından bu parfümde bir numara olarak kullanılmıştır. Zarafet, hacim ve özgünlük katan ylang ylang özleri J’adore’un üst notası olarak parfümde yerini alır. Üst nota olmasına rağmen, hemen uçan notalar değil J’adore’da. Parfümün orta ve alt notalarına geçtiğinizde bile hala buram buram alabildiğiniz bir üst notaya sahip J’adore.

Parfümün kalp notası olarak Türkiye ve Bulgaristan’dan özel toplanan güller kullanışmıştır. Özetle J’adore kalbinde gül vardır…

En uzun süre parfümde kalan nota ise birçok kadın parfümünde kullanılan yasemin. Bir nevi kadını temsil eden yasemin, J’adore içinde yalnız, mağrur ama sonuna kadar kadınsı bir bileşeni oluşturur.

Dior’un o büyük feminenliğini, eşşiz ve sofistike bir buket gibi sunmuşlar bize bu parfümle. Kadınlara verilen bir ödül gibi..

dior j'adore l'absolu (harpersbazaar jeffwestbrook)

Charlize Theron, J’adore’un reklam yüzü.. Paris’deki Dior evinde çekilen reklam şu ana kadar anlattığım ne varsa özetler nitelikte.

Gold is cold.

Diamonds are dead.

A limousine is a car.

Don’t pretend.

Feel what’s real.

That’s it.

J’adore.

Yani herşey boş, J’adore’la coş :) Rol yapma, gerçeği hisset. (Tabi tam çeviri bu değil şaka bir yana. Altın soğuktur, elmas ölü. Limuzin sedan bir araba.. Rol yapma. Gerçeği hisset. Hepsi bu kadar. J’adore. Tam tercümesi) Chanel’in Chance reklam repliğinden sonra en sevdiğim parfüm reklam repliği bu!

Mükemmel, güçlü ve hep hareket halindeki J’adore kadını için parfümün yan ürünleri de oldukça fazla. Duş jeli, vücut sütü, vücut yağı, deodorant, vücut kremi, sabun ve hatta saç parfümü bile var. O kadar şık bir parfüm ve o kadar şık bir setki; tam çeyizlik! :) Damat adayına evlenmeden önceki alışverişte son bir kazık atmak için ideal bir alışveriş olur doğrusu! :)

jadore_kolaj

Aşağıda sırasıyla J’adore EDP ve J’adore EDT şişeleriyle bu yazının da sonunu getiriyorum. Sorusu olan yorum kısmına yazabilir. Mis gibi bir gün diliyorum!

jadore_chJadore_EDPJadore_EDT

  • 18 Ekim 2010 tarihli, eski blogtan yazımdır.

Dior’un Les Escales serisinin 3. sü olan Escale aux Marquises piyasaya çıkınca aklıma ilk gelen bu oldu.. Bu altı adet koku ile ilgili ise hiçbir fikrim yok..

Escale à Portofino – Escale aux Marquises – Escale à Pondichery

Eau De Fleurs Lavande – Eau De Fleurs Neroli – Eau De Fleurs Capucine

Dior’lar max. 200 ml. Chloé’ler ise 100 ml.

  • 6 Mayıs 2010 tarihli, eski blogtan yazımdır.
%d blogcu bunu beğendi: