Diesel’in mottosu sanki;

“Canlandırmak bizim işimiz.”

Her bir reklamları böyle ben ne yapayım. Fuel for Life’ı, laf aramızda kullandığım zamanlarda benim de böyle laflar etmişliğim var, fazlasıyla canlı ve insana hareket getiren esanslara sahip parfüm. Bu da Fuel for Life erkek versiyonunun yeni kokusunun reklamı. Adam açık açık soruyor işte;

“Are you alive?”

Hatun kişi de aksini düşünüyordu ki sanırım işini gücünü bırakıp “yaşamaya” yelken açıyor. Bla bla bla..

Merhaba,

Kendimi unutturmakta üstüme yok biliyorum. Arada bir bırakılan yorumların admin denetim mailleri gelmese açıp bakmayacağım burayı. Yoğun ve çok yorucu iş hayatından bakamıyorum buralara. Gönül isterki hergün olmasa bile haftada bir yazayım. Ama işte.. Hazır açmışken yeni bir parfüm haberi vereyim istedim. Daha ABD piyasalarına dahi düşmemiş ve oldukça merak ettiğim, bir marka olarak “komple” (!) sevdiğim Calvin Klein’in yeni parfümü Downtown haberi vermek istedim.

Yazılmış bültenlere göre 25-35 yaş arası kadın kullanıcıları hedef alan odunsu ve çiçeksi bir koku imiş Downtown. Ben adını da, yalın ve ışıltılı şişesini de, parfümün yüzü olan Rooney Mara’yı da bir arada sevdim.

Bergamot, portakal çiçeği esansı, sulu erik, armut, pembe biber, menekşe yaprağı, gardenya, sedir ağacı, vetiver, tütsü ve kadife miskten oluşan parfüm bence dinamik olduğu kadar oturaklı hatun kokusu olacak. Yada günümüz sıfatlarından kullanacaksak “cool” diyelim. Bekleyelim, görelim.

Görsel

Görsel

Parfümler hakkında yazmayı, konuşmayı, düşünmeyi çok seviyorum. Fakat böylesine bir güzelliği yaşayacak bir hayat standardı oluşturamadım hâlâ… 3 gün önce Tuğba (DuruButik) bir parfüm önerisi istedi benden. İş yoğunluğundan cevap veremedim ve başka şeylerde araya girince bari adam akıllı bir yazı yazayım dedim. Gerçi öyle aman aman uzun bir yazı olacak değil ama kayıt altında kalacak bir tavsiye olacak. Belki ilginizi çeker :)

Tuğba ile doğru parfümü bulma konusunda çıkış noktamız Dior’un o pek şirin şipre kokusu Miss Dior‘du. Fakat bu parfüm Tuğba’ya ilk sıkışta hoş, sonrasında ise ağır gelmiş. Miss Dior’un bir çok flanker’ı mevcut. Ayrıca bunlar da içinde edP ve edT olarak ayrılmakta. Hangisini denediğini bilemediğimizden ağır olmayan, ama çok hafif de kalmayan şiprenin canlılığından kapmış ve aynı zamanda soft kalmayı becerebilen parfümler üzerinde düşünmeye başladım. Türkiye’de her büyük parfümeriden ulaşabileceğimiz parfümleri bi yarım dakika düşündüğümde aklıma gelen parfümlerden elediklerim yukarıdaki kolajdakiler. Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi, hep pembe :) Siyah şişeye, yani Narciso Rodriguez’e aldanmayın, siyah olduğu kadar uçuş uçuş, net, yumuşacık bir kokudur ve Tuğba’ya önereceğim kokular arasında sağlam bir yerde olmayı hak ediyor.

Elie Saab’dan başlayacak olursak çiçeksi ama dip notalarındaki odunsu havasıyla yumuşak bir koku. Portakal çiçeğinin ardından parfümün merkezindeki yasemini dip notadaki sedir ve bal dengeliyor. Ayrıca paçulinin kattığı derinlik ise parfümü “hafif, hoş” bir parfümden öteye taşıyor. Mis gibi kokayım, ama belli bir yumuşaklığı da olsun, ayrıca rahatsız da etmesin diyorsanız Elie Saab’ın Le Parfum‘ü iyi bir tercih olacaktır.

Hemen onun yanında arzı endam eden parfüm ise bana çok sevdiğim bir insanı hatırlatan parfüm Beyond Paradise. Canım yengem bu parfümle özdeşleşti, hani benim parfüm merakımı tetikleyen o parfümü bana almış olan insan. Çok yoğun çiçek kokularını bazen sevemem. Ama bunu seviyorum zira Estée Lauder ne yapmış etmiş bileşenlerin sırasını ve dozunu iyi ayarlamış da insanı bunaltmayan bir çiçek yoğunluğu oluşmuş. Bunda canlı çiçeklerin üst nota, tatlı çiçeklerin orta nota, odunsu kokuların da dip notada olmasının payı büyük. Aklınızda bulunsun, çiçekli kokuların dip notasında odunsu tonlar kullanılırsa kokladığınızda “hoş bir çiçek kokusu ama bayıyor enerjisinden..” demiyorsunuz çünkü odunsu notalar dediğimiz bileşenler, kokuyu soft ve aynı zamanda derin kılıyor.

Forever and Ever Dior! Dior hayranı tüm hatun kişilerin adına bile tav olacağı bir parfüm. Adıyla kalmıyor emin olun. Şişenin ışıltısı ve asilliği yanındaki klasik havası ve yumuşacık kokusuyla vazgeçilmeyecek bir parfüm. Burda da çiçekler hakim. Ama üsttekiler haricinde frezya var mesela koklar koklamaz burna gelen. Orta notalarda Dior’un gül deyince illaki seçtiği Bulgar gülü.. Dip notalardaki vaniyla, misk ve hindistan cevizi ise yumuşak çiçekleri genç ve ışıltılı bir tonda almamızı sağlayan yegane bileşenler.

İşte Tuğba ile çıkış noktamızı oluşturan koku Miss Dior. Şipre ailesinden olan bu parfüm ormansı notalarında capcanlı bir parfüm. Çiçek ve orman notalarını barındırsa da canlılığı ve enerjisi her kadında veya kadının her anıyla uyumlu olmayabilir. Hareketli bir gün gündelik hayata sahip kadınların uyumla taşıyabileceği bir parfüm olmasına rağmen, bir tık daha hafifi olan bu linkteki Eau de Toilette versiyonunu tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Kalıcılığına ise diyecek yok, ayrıca dip not olsun.

Ve siyah şişesiyle kalbimi çalan pembe koku Narciso Rodriguez for Her de sıra.. Koku sıkıldığı yerde kalan, bir yere kımıldamayan ama koklayanı da kendine mıhlayan, bir daha bir daha koklatan garip ve müthiş bir koku. Şurada daha detaylı anlatmışım zamanında, buyrun..

Son olarak yıllaaar yıllaar evvel bir dergi eşantiyonu olarak denediğim şişesine bakmaya doyamadığım, dokunmaya kıyamadığım şirin mi şirin rüya gibi bir koku Dreaming. Sevdiğimiz bir marka olan Tommy Hilfiger’in sevilen bu kokusu yukarıda anlattıklarım gibi AYNEN :) pembe, soft, çiçeklerle başlayan odunsu ve dumanlı notalarla bitip bizi kalbimizden vuran bir parfüm. Tercih edilmeli, şans verilmeli..

Altı adet parfümden hep aynı cümlelerle bahsettim. Zira bu parfümlerin hepsi mis gibi ve soft kokarken, koklayanı bunaltmayacak bir enerjiye de sahip kokuları kullanmak isteyenlerin tercih etmesi gereken kokulardan. Listeyi oldukça fazla uzatabilirdim fakat bu da tercihi zorlaştırmaktan başka işe yaramaz kanımca.. Eğer siz de bahsettiğim düsturda bir parfüm arayışında iseniz, bu altı kokuya şans verin. Bir günde en fazla 2-3 tanesini temiz teninizde deneyerek yahut kaliteli koku kartlarında bir birine karıştırmamaya özen göstererek ve parfüm aralarında kahve koklayarak içlerinden birini seçin ve o kokunun yeni sahibi olun :)

Tuğba’cım umarım bir fikir verir sana… Bunların içinden yada başka hangi kokuyu alırsan tercihini bilmek isterim ve fikrini :)

Sevgiler.

Uzun aradan dolayı özürlerimi kabul edin.

Gündüz kullanmaya uygun parfümler, gece kullanıma uygun parfümler, sporda kullanılacaklar, romantik ortamlara gidenler vs vs.. Denizi hatırlatanlar, ormanı hatırlatanlar, çocukluğumuzu, lüksü hatırlatanlar.. Parfümlerle ilgili detaylar bunlar ve niceleri..

Oyunu ilk kim başlattı bilmiyorum ama Bond No.9‘u hatırlıyorum. New York’a ait mekanları parfümlerine isim olarak veren marka.. Brooklyn, Central Park, Chinatown, Fashion Avenue, New Haarlem gibi parfümleri var markanın. Sonra duyduğum ise Honore des Pres parfümlerinin I Love NY adıyla çıkardığı üç adet parfüm. Bir diğeri de yaklaşık 3-4 ay önce haberdar olduğum parfüm serisi olan The Scent of Departure koleksiyonu. Bu koleksiyonda ise dünyanın en gözde şehirlerine ait kokular var. İstanbul, Milano, Paris gibi.. Evet, bu parfümlerden hep haberdar idim ve yazmaya üşendim, kızın bana :)

Ama bu yazıya konu olan United Scent of America adıyla çıkan 5 adet parfümden haberdar olduğum bu sabah itibariyle “Kızım bırak üşengeçliği, yaz hemen!” dedim ve yazıyorum.

Samantha ve Sasha isimli iki kızcağızın el birliği ile meydana gelmiş parfümler bunlar. Neyden mi bahsediyorum? Florida, California, New York, New Jersey ve Texas parfümlerinden bahsediyorum. Parfümlerini çıkardıkları sırada yaptıkları bir basın açıklamasında şöyle demişler;

“Herkeste, bir yerden gelen bir aidiyet duygusu vardır ve bu duygu bir yerde eve çağırır. United Scents of America,  Amerika Birleşik Devletleri’nde tek tek nostalji uyandırmak içindir.”

(doğru çevirdiğimi umuyorum :) )

Öncelikle belirtelim, her şişe 1.7 oz. (50 ml.) ve kadına özel yada erkeğe özel kokular değil, hepsi unisex koku. Amerikalı’nın nostalji niyetiyle tüketeceği parfümleri Amerika’lı olmayanlar neden tüketsin demeyin. Gittiniz Texas’a, dönerken hediye alacaksınız. Silah getirmeniz aşırı kabul edilebilir, ne yapacaksınız? Texas isimli parfümü alacaksınız misal :) Ya da New York’dan dönüşte parfümlere meraklı bir arkadaşınıza (özellikle sizden bir hatıra-hediye bekliyorsa) üzerinde I Love NY yazan bir kupadan daha farklı bir hediye olabilir New York isimli parfüm, bence.

Kısa kısa anlatalım bu 5 şehrin parfümlerinin kokusu neye benziyormuş.

CALIFORNIA

Taze hindistan cevizi, vanilya çekirdeği, okaliptüs ve bronzlaştırıcı losyon gibi koktuğunu söylüyorlar. California güneşinden ilhamla böyle bir koku yaptıklarını düşünüyorum. Vanilya ile yumuşak bir parfüm havası sağlamış olabilirler. Diğer bileşenlerle ise sıcak, taze ve temiz bir hava estirmişler.

FLORIDA

Alt notalarında sandal ağacı, beyaz misk, turunçgil ve portakal çiçeği yağı olan parfümün kalp notasında yasemin, menekşe, gül ve kavun var. Üst notayı süsleyenler ise taze ozon, florida portakalı ve greyfurdu, okyanus esintisi. Tüm taze ve fresh bileşenlerin arasına en alt notaya serpiştirilmiş miskle birlikte hafif bir derinlik ve sandal ağacı ile de unisex hava katıldığını düşünüyorum.

NEW JERSEY

New Jersey denince aklıma How I Met Your Mother dizisinde her fırsatta yerilen, dalga geçilen bir şehir geliyor :) Yanılmıyorsam House MD dizisi de New Jersey’de geçiyordu. Parfümün alt notasında vanilya, paçuli, şeftali var. Orta kalp notayı pamuk şekeri, karamel ve hindistan cevizine ayırmışlar ve sıkı durun üst notada taze tereyağlı patlamış mısır var :) Parfüm içeriğinde şeftali dışındaki tüm bileşenler ağır, kalıcı, vurucu, sıcak parfümlerin vazgeçilmezleri. New Jersey’de hepsini birleştirmişler ve şişe içinde görülen koyu renkli parfümün hikmeti de bu. Aklınızda bulunsun bir parfüm bu denli koyu renkli ise illaki biraz ağır, sıcak ve kalıcı bir kokudur.

NEW YORK

İşte benim şehrime geldik.. Üst notalarında elma, kavun, menekşe, limon kabuğu rendesi, siklamen ve gül ağacı kokuları var. Yani bu demektir ki bir fıs New York; ilk önce meyveler ve çiçekler geçidi demek. Enerji, tazelik, heyacan karmaşası. Yani güzel bir karmaşa :) Fakat aynen New York gibi kalbinde yaseminin kadınsılığını, zambağın farklılığını ve fesleğenin unutulmazlığını saklayan bu parfümü ben nasıl merak etmeyeyim dostlar?? Evet kalp notaları bunlardı parfümün. Şaşırtıcı şekilde alt notaları da fazla sakin tutmuşlar. Kivi ve şeftali var alt notalarda.

TEXAS

Kırmızı yakut, kırmızı sedir, beyaz misk, sedir yaprağı ve amberin birleşimden Texas yapmışlar bu kızlar. Amber hariç diğer tüm bileşenler erkek kokusu bileşenleri. Unisex bir koku da olsa tahminime göre en erkeksi koku budur aralarında.

Evet efendim, Türkiye’de satışına rastlayacağımızı ummadığım parfümler bunlar. Online satışları şurdaki ve burdaki adresten var. Türkiye’ye gönderimleri var mıdır bilmem.. Varsa bile pek güzide gümrük kanunumuz sayesinde ülkeye posta yoluyla bu parfümleri sokamayız. İllaki istiyorsanız ya Amerika’ya gitmiş bir tanıdığınıza şu linkteki mağazalardan birinden aldıracaksınız veya yurt dışında yaşayan bir tanıdığınızın adresine şurdaki online mağazadan sipariş verdirip o tanıdığınızın Türkiye’ye gelmesini bekleyeceksiniz. Fiyatları 58 dolarmış.

Bu yazı önceden tumblr blogumda hazırladığım bir yazıydı. Aklıma geldi, buraya gidebileceğini düşündüm ve dahası burada da olmasını istedim. Üstelik tüm iş yoğunluğundan, güneşi zor zor gördüğüm, gök yüzünü göremediğim, havayı koklayamadığım iş yerimden fırsat bulup 5 dakikalığına dışarı çıktığımda aynen Donald’ın yaşadığını da yaşadım bugün. Kendine hasret bırakan dizi Mad Men’i da anmış olalım böylelikle.

Ne demişti Donald Draper sezon 4, bölüm 8’de ?

Summer’s coming. I smelled it. I kind of thought I smelled corn, which 
is impossible. There it was again. Perfume.

Her ay düzenli yapmıyorum bunu farkındayım, biraz mevsimsel kalıyor onun da farkındayım :) Karın, soğuğun en üst seviyede yaşandığı bu aylarda giyildiğinde kadın cinsine çok yakışacak birkaç parfümü göstermek istedim size. Kolajdaki 3 parfümü daha önceden kullandım. Tekrar da kullanırım (sıra gelirse) :)

  1. Dior – Dune ; 2-3 kış boyunca anca bitirebildiğim sıcak, biraz baharatlı, odunsu kokularla beraber çiçek notaları da alacağınız zamanla pudralı bir kokuya dönüşen kesinlikle kış ve çoğunlukla akşam/gece kokusu.
  2. YSL – Babydoll ; Floral, biraz güllü, meyveli, tatlı mı tatlı bir parfüm. Tatlı parfümlerle aram iyi değildir ama bunu yumuşatan floral notalar sayesinde dönüp dönüp kullanacağım bir parfüm olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 3 yıl önce kullanmıştım, kokusu cennete benzetilir dip not olsun.
  3. Dior – Hypnotic Poison ; Sonbahar/kış kokusudur. Gece kullanıma uygun olsa da yakışana, bu zor parfümü hakkını vererek giyene gündüz bile gider. Başdöndürücü, çılgın bir parfüm.
  4. Jean Paul Gaultier – Classique ; Birçok flanker’ı çıkan bu parfümün 1993’de çıkan ilk kokusu. Aslında çiçeksi ve yumuşak notalar alsakta bunu klasik tabirle ağır bir koku yapan amber, vaniyla ve misk. Sonbahar ve kış parfümü olsa da nadiren ilkbaharda kullanımı da  mümkün olabiliyor keyfe göre.
  5. Armani – Code ; Çiçek ve narenciye kokuları bir araya geldiğinde serin ve sevimli karakterde bir parfüm bekliyor insan ama Code’u güçlü ve çekici bir parfüme dönüştüren bir bal ve eser miktarda vanilya unsuru var. Bu sayede tam bir sonbahar-kış kokusu. Geceye daha uygun.
  6. Prada – Candy ; Kendisinden şurada bahsettiğim ve bu blogta tıklanma ve google’dan gelen misafirler bazında en çok aranan ve tıklanan parfüm olmakta Kokorico ile yarışan Candy, adı ile müsemma bir parfüm. Yazın kullanmaya tahammül edilemez olduğu kadar soğuk kış günlerini ısıtacak kadar da karamelize bir koku.
  7. Carolina Herrera – 212 Sexy ; Severek ve sevdirerek kullandığım canım kokularımdandır bu :) Çiçek kokularının başlardaki pembe biber ve sonlardaki misk ve vanilya ile bileşimiyle kalıcı, dozunda sıcak ve yumuşak bir havaya sokulduğu, zihinlere kendini kazıtacak bir parfüm. Oradaki 212 blog sahibinin New York sevdasına da pek bi iyi geliyor ayrıca :) Kış ve sonbahar kokusu olsa da duruma ve kullananın teninin kabulüne göre yazın dâhi gider.
  8. Cerruti 1881 ;  Bol flanker’a sahip bir başka parfüm daha. Bu klasik olanı ve tek denediğim. Pudralı, çiçeksi ve odunsu ama çok da kalıcı bir parfüm isteyenler denemeli.
  9. Burberry – London ;  Burberry’nin deneyip de çok sevdiğim tek parfümü. Beyaz çiçekler ve gülün dansına eşlik eden misk ve eşsiz paçulinin çekiciliği bu, bir başyapıt! Alıp kullanmayı çok isteyip de bunu bir türlü gerçekleştiremediğim sanki o birlikteliğin daha zamanının gelmediğinin bir şekilde işaretini aldığım parfüm.
  10. Cacharel – Amor Amor ; Hani derler ya “bir ben yokum!” diye, Amor Amor da böyle bir koku. İçinde yok yok. Çeşit çeşit narenciye ile başlayıp bir çiçek geçidiyle devam eden ve son notolarında, bir parfümü baskın bir kış kokusu haline getirecek ne kadar bileşen varsa içeren romantik birşey bu!

Bu blogta Viktor & Rolf birkaç kez konuk olmuştu. Tahminlerimin aksine kadın okuyuculardan çok erkek okuyuculardan mesaj alıyorum. O da “erkek parfümlerine de ağırlık vermelisin..” şeklinde.

Ben parfümeriye gittiğimde “Yeni ne var?” sorusunu sormaktansa merak ettiğim parfümün adını söyleyerek “Geldi mi?” demeyi seviyorum. 2012’nin ilk çeyreğinde, Mart ayı gibi piyasaya çıkacak olan Spicebomb umarım Türkiye’ye gelmekte gecikmez.

Viktor & Rolf’un Flowerbomb’ını hatırlıyorsunuzdur. Aslına bakarsanız bomba benzetmesini daha çok hak eden, üzerine daha çok yakışan erkek kategorisinde görmek beni mutlu etti. Evet çiçek patlamasını anımsatan kadın versiyonu güzeldi fakat bir erkek parfümüne daha çok yakıştığını söyleyebiliriz bombanın değil mi?

Üst notalar; bergamot, greyfurt, pembe biber

Kalp notalar; safran, paprika, tarçın

Alt notalar; vetiver, deri, tütün

Parfümün açılışına baktığımızda canlı-enerjik-sıcak duyguyu veren bildik bir erkek kokusu gibi başlayacağını tahmin ediyorum. Patlamayı burdan yakalasa da orta notalar ve kapanıştaki vetiver ve tütün Spicebomb’un her erkek tarafından her zaman giyilemeyecek bir parfüm olacağı sinyalini veriyor. Gerçi piyasaya çıktığında göreceğiz ama bana öyle geliyorki Viktor & Rolf evinin bu yeni üyesi kış aylarına daha çok yakışacak bir koku olacak.

Odunsu ve oryantal notaları barından Spicebomb, Olivier Polge tarafından oluşturulmuş. Parfümün şişesi Fabien Baron tarafından stilize edilmiş, reklam yüzü ise ’89 doğumlu ünlü Amerikan model Sean O’pry.

Viktor & Rolf ikilisi parfüm için “Dışa dönük ve açık sözlü bir parfüm istedik” dedikleri için olsa gerek reklamda “I don’t care..” cümlesini duyuyoruz yalnızca nerdeyse… Aslında kadın cinsinin en nefret ettiği erkek tipini canlandırıverdim birden kafamda.. Neyse, konu bu değil :)

“We were jealous of all the women who had Flowerbomb, and we wanted to have our own bomb,”

Viktor Horsting & Rolf Snoeren

%d blogcu bunu beğendi: